
Yeni yılın, başta İstanbul’da görev yapan tüm toplu ulaşım Özel Halk Otobüsü (ÖHO) esnafımıza, camiamıza ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Her yeni yıl; umut, beklenti ve daha iyi bir gelecek arzusuyla karşılanır. Ancak ne yazık ki 2026 yılına girerken Özel Halk Otobüsleri açısından bu umutların yerini ciddi soru işaretleri almış durumda.
ÖTİS sistemiyle çalışan İstanbul Özel Halk Otobüsleri için 2026 yılı sözleşme görüşmeleri başladı ve ilk toplantı gerçekleştirildi. Açık konuşmak gerekirse, önümüze konulan tablo ve teklif edilen zam oranı adeta “şaka” mahiyetindeydi. Bu nedenle ilk toplantıyı karşılıklı olarak sonlandırmak zorunda kaldık. Elbette görüşmeler sonuç alınıncaya kadar devam edecek; biz masadan kaçan değil, çözüm arayan tarafız. Ancak çözüm; gerçeklerden kopuk rakamlarla değil, hakkaniyetle olur.
Yaklaşık 30 yıldır bu sektörün içinde olan bir işletmeci olarak, idarenin sunduğu teklifi yadırgadığımı açıkça ifade etmek isterim. Ekonominin görece iyi olduğu dönemlerde dahi yapılan bilet zamları, gecikmeli de olsa esnafa yansıtılmıştır. Zaten doğrusu da budur. Çünkü toplu taşıma hizmeti bir kamu görevi olsa da bu görevi yerine getiren Özel Halk Otobüsü esnafı özel işletmedir ve ayakta kalmak zorundadır.
Bugün geldiğimiz noktada sorulması gereken çok net sorular var: Esnaf, A’dan Z’ye her kaleme gelen zamlar karşısında nasıl ayakta kalacak? Personel, zam almadan nasıl çalışacak? Enflasyonist bir ortamda bakım, onarım, yedek parça, sigorta, lastik ve yakıt gibi temel giderler ortalama yüzde elli oranında artmışken, “size zam yok” denilmesini hangi vicdan kabul eder?
Sadece son bir yıl içinde yaşanan maliyet artışlarına bakmak bile tabloyu net şekilde ortaya koyuyor. Bir otobüsün aylık sabit giderleri, geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak seviyelere ulaştı. Buna rağmen İstanbul Özel Halk Otobüsleri camiasına sunulan teklif, ne ekonomik gerçeklerle ne de sahadaki fiili durumla örtüşmektedir. Bu durum, doğal olarak esnafımızı üzmüş, kaygılandırmış ve geleceğe dair endişelerini artırmıştır.
Bizim talebimiz ne abartılıdır ne de sorumsuzcadır. Aksine son derece makul ve hakkaniyetlidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yolcu bilet fiyatlarını altı ayda bir güncellemektedir. Yılda iki kez bilet fiyatlarının artırıldığı bir ortamda, bu artışların maliyeti sırtlayan Özel Halk Otobüsü esnafına yansıtılmamasının izahını kimse yapamaz. Bu çelişkinin ne teknik ne de vicdani bir karşılığı vardır.
Belediye Başkan Vekili Sayın Nuri Aslan’ın, “Teklifinizi yazılı olarak İBB ve İETT’ye bildirin” çağrısı üzerine, biz de bu doğrultuda hareket ediyoruz. İstanbul genelinde faaliyet gösteren 3.041 Özel Halk Otobüsü şirket ve kooperatif başkanının imzasını taşıyan dilekçemizi, resmi olarak ilgili kurumlara sunacağız. Bu dilekçe; bir tehdit, bir rest ya da bir dayatma değildir. Tam aksine, ortak akla ve sağduyuya davettir.
Bizler hakkımız olan bir iyileştirmeyi talep ediyoruz. Bu talebin içinde art niyet yoktur, sorumsuzluk yoktur, sistemi bozma niyeti yoktur. İstanbul’da toplu taşımanın aksamadan devam etmesi için yıllardır fedakârlık yapan bir kesimin, artık görmezden gelinmemesini istiyoruz. Çünkü bu sistemin yükünü bugüne kadar taşıyan ÖHO esnafıdır.
İstanbul gibi dev bir metropolde, toplu taşımanın bel kemiğini oluşturan Özel Halk Otobüsleri ayakta kalamazsa, bunun bedelini sadece esnaf değil, doğrudan İstanbul halkı öder. Bu nedenle yapılacak her düzenlemenin, kısa vadeli değil; sürdürülebilir, adil ve gerçekçi olması şarttır.
İnancımız ve temennimiz; esnafın sabırla beklediği bu sürecin, sağduyu ve karşılıklı anlayışla bir anlaşmayla sonuçlanmasıdır. Yeni yılın; gerilimlerin değil uzlaşının, mağduriyetlerin değil adaletin yılı olmasını diliyoruz.
Tüm Özel Halk Otobüsü camiasına, toplu ulaşım emekçilerine ve İstanbul halkına selam ve saygılarımla.


































Facebook Yorum
Yorum Yazın