İstanbul
DOLAR13.6855
EURO15.5235
ALTIN776.61
DR. TAYLAN ENGİN

DR. TAYLAN ENGİN

Mail: [email protected]

Özel Halk Otobüslerinde Yeni Dönem

Geçtiğimiz haftalarda oldukça yoğun şekilde konuşulan özel halk otobüslerinde sistem değişikliği konusunda bundan sonra ne değişecek, ne oldu ve nasıl ilerler soruları ile süreci değerlendirelim.

İstanbul’da Özel Halk Otobüsleri (ÖHO) yıllardır konuşulan ve farklı çalışma koşulları ile de sürekli gündemde olan bir konudur. Öncelikle mevcut duruma bir bakalım. İstanbul’da iki farklı yapıda çalışan halk otobüsleri bulunmaktadır. 5 farklı şirketten oluşan ve uzun yıllardır İstanbul’a hizmet veren mavi renkli halk otobüsleri, her yıl ruhsat/çalışma izini ile çalışmaktadırlar. Bu otobüsler alınmış ukome kararları ve meclis kararları ile dar bölge sistemi içinde İstanbul’a hizmet verirler. Mevcut yönetmelik gereği bu otobüsler hakkedişlerini ve hat planlamalarını yıllardır İETT çatısı altında gerçekleştirirken denetim, kontrol ve ruhsatlama anlamında İBB Ulaşım Daire Başkanlığı ve İETT altında görev yaparlar.

Diğer bir halk otobüsü sınıfı ise erguvan renkli olarak bilinen ihaleli özel halk otobüsleridir. Bu otobüsler de İstanbulluların toplu taşıma ihtiyacını karşılamakta görevalırken diğer gruptan farkı Otobüs AŞ çatısı altında ihale şartnameleri gereği belirli bir süre ile bu taşımacılığı yapıyor olmalarıdır. Çalışma sistematiği ve bağlı oldukları yönerge ve yönetmelik anlamında bir farklılık taşımayan bu otobüsler de İBB ile İETT’nin denetim ve kontrolü altında çalışmaktadırlar.

İstanbul’un oldukça önemli bir toplu taşıma ihtiyacını karşılayan halk otobüsleri geçmişte alınan bazı yerel kararlar ve 4736 sayılı kanun kapsamına giren ücretsiz taşımaları yapar iken yerel yönetimden sübvansiyon adı altında destek almaktadırlar. Bu sübvansiyon rakamı yıllar içinde oldukça büyük rakamlara gelmiş, 2020 yılı için büyük ağırlığı Halk otobüsleri olmak üzere tüm toplu taşıma sistemi için tahmini 1,9 milyar TL’ye ulaşmış durumdadır. Mevcut sistemde halk otobüslerinin tamamı belediyenin kontrol ve denetiminde olup hareket saatlerinden, şoförlerine kadar her konuda belediye ve İETT’nin direktiflerini uygulamaktadırlar. Tüm otobüslerde elektronik ücret toplama sistemi (İstanbulkart) kullanılmakta olup 65 yaş üzeri ile belirlenen diğer ücretsiz ve indirimli yolcuları da taşımaktadırlar. Mevcut durumda indirimli ve ücretsiz yolcular ile normal yolculuklar için uzun süredir almakta oldukları sübvansiyon miktarı, yerel yönetimlerin uzun bir süre yolculuk ücretlerini artıramaması nedeni ile büyük rakamlara ulaşmış olup yerel yönetimin bütçesinde oldukça büyük bir maliyete dönüşmüştür. Sübvansiyonun gecikme ile ödenmesi halk otobüslerinin de kaliteli hizmet vermesine engel oluşturmaktadır. Halk otobüslerinin iradesi dışında bugüne kadar gelen yerel yönetim destekleme modeli kentte özel halk otobüslerinin çalışma düzenini de etkilemiştir.

Geçen ay İBB meclisinden geçen karar ise kamuoyunda “halk otobüsleri İETT’ye bağlandı” ifadesi ile yanlış yorumlanmıştır. Geçen meclis kararı ile değişen ana konu halk otobüslerinin hakediş sistemidir. Bugüne kadar taşıdığı yolcu gelirlerini belirli periyotlarda doğrudan ve destekleme bedelini de gecikmeli olarak belediyeden alan halk otobüsleri, bu yeni sistemde maliyet + belirli oranda hizmet bedelini İETT üzerinden alacaklar. Tüm yolcu gelirleri İETT’de toplanacak olan bu yeni sistemde halk otobüsleri alacakları bedeli bazı performans kriterleri ile de artırabilecek ve ödemelerini İETT’den alacaklardır. Yeni sistemin getirdiği bir başka yenilik ise dar bölge kavramının bu sistemde esnemesi olmuştur. İhtiyaç duyulan yerlere veya yeni hatlara otobüsler tartışma olmaksızın kaydırılabilecek, asgari kilometre koşulu sistemdeki tüm otobüslere karşılatılarak farklı hatlar arasındaki gelir adaletsizliği de bir nebze olsun giderilecektir. Özellikle pandemi dönemi ile birlikte büyük sıkıntı yaşayan halk otobüsleri için böyle bir dönemde en azından zarar etmeme üzerine kurulu bu sistem kurtarıcı bir rol oynayacaktır. Ancak sistemin yerel yönetim kadrolarınca tam olarak anlaşılması ve doğru bir sözleşme ile yönetilmesi gerekir. Bugüne kadar yapılan açıklamalarda şoför özlük haklarının belediyeye geçmesi, halk otobüslerinin belediye bünyesine katılması gibi hatalı ifadeler bu konuda bazı eksikliklerin olduğunu göstermekte ve yeni sistemin geleceği adına parlak bir umut vaad etmemektedir. Belediye meclis kararı da incelendiğinde bazı ifadelerde yanlışlar olduğunu görüyorum. En basiti raporun birinde geçmişte yapılan sübvansiyon ödemelerinin yasal dayanağı olmadığı belirtilir iken bir başka sayfada ise yapılan sübvansiyon ödemeleri için 7144 sayılı ek kanun yasal dayanak olarak gösterilmiştir. Ayrıca halk otobüslerine İETT tarafından yapılacak ödemelerin kalem kalem meclis kararında yazması da bir başka hata olarak önümüze çıkıyor. Belediye meclisinin bu konuda yeni sistemde halk otobüslerine ödeme yapılması koşulu ile yeni sisteme ve bunun için gerekecek olan borçlanmaya izin vermesi yeterli olacak iken alınan kararda ödemenin nasıl yapılacağına kadar detay verilmiştir. Bu eksiklikler zaman içinde giderilebilecek, konuyu bilen uzmanlarca çözümlenebilecek konulardır. Kendi haline bırakılır ise yeni sistemin de ömrü kısa olur.

Tüm bu eksikliklere rağmen alınan karar özellikle pandemi dönemi için İstanbul Halk Otobüsleri adına kurtarıcı bir karar olmuştur. Uygulama koşullarının yapılacak sözleşmede netleşmesi, kuralların ve işletmenin net tarif edilmesi ile birlikte bütçe kullanım esaslarının kamu harcama sistematiğine doğru yansıtılması halinde İstanbul için yeni bir başlangıç olacaktır. Halk otobüsleri açısından da bundan sonraki en önemli adım geçmişten gelen müktesep haklar ile ihaleden kaynaklanan hakların net tarif edildiği, özlük haklarının yazıya döküldüğü bir UKOME kararının alınması bir gerekliliktir. Aksi halde yapılan sistem değişikliğinin altyapısı eksik kalacaktır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar