Losev İlan
İstanbul
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
ZAKİR UZUN

ZAKİR UZUN

Mail: [email protected]

Aynı Gemideyiz, Fırtına Büyük

Aynı Gemideyiz, Fırtına Büyük

Ocak ayı, İstanbul’daki özel halk otobüsçüleri için sıradan bir takvim yaprağı değildir. Bizim için muhasebe ayıdır. Kim ne yaptı, kim neyi savundu, kim bu mesleğin yükünü gerçekten omuzladı… Hepsi bu dönemde daha net görülür. Bu yıl da öyle oldu. İstanbul’da bireysel işletmeci esnafımızın bağlı bulunduğu Özel Halk Otobüsleri Odamızın seçimleri tamamlandı. İki listenin yarıştığı bir genel kurulu geride bıraktık.

Sandıktan çıkan irade nettir. Sayın Erhan Güneş ve ekibi, yeni dönemde yönetim kuruluna seçilerek önemli bir sorumluluk üstlendiler. Kendilerini yürekten tebrik ediyorum. Bu görevin bir makam değil, ağır bir yük olduğunu en iyi biz biliriz. Çünkü bu koltuklar rahat değildir; direksiyon başında geçen yılların, kontak kapatmadan verilen mücadelenin, evine ekmek götürmeye çalışan binlerce ailenin temsil makamıdır burası.

Aynı şekilde, önceki dönem başkanımız Sayın Göksel Ovacık’a da ayrı bir parantez açmak gerekir. Görev yaptığı süre boyunca bu camia için verdiği emek inkâr edilemez. Bu meslekte hizmet eden kim varsa, hangi görüşten olursa olsun başımızın üstünde yeri vardır. Çünkü biz rakip değiliz, kader ortağıyız.

Ama gönlümden geçen tablo bu değildi, açık konuşayım. En çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde, iki listenin yarıştığı değil; tek yürek, tek listeyle gidilen bir genel kurul hayal etmiştim. Olmadı. Demek ki daha öğreneceğimiz, daha aşacağımız eşikler var. Seçimler demokrasinin gereğidir, elbette olacak. Fakat seçim biter, rekabet biter; geriye sadece ortak mücadele kalır. Asıl sınav şimdi başlıyor.

Bugün İstanbul’da 3.041 otobüs aynı direksiyonun kaderini paylaşıyor. Yakıtı aynı fiyattan alıyoruz, aynı maliyet artışlarıyla boğuşuyoruz, aynı trafikte saatler harcıyoruz, aynı yolcunun duasını da sitemini de birlikte taşıyoruz. Bu yüzden artık “o liste – bu liste” demek yerine, “biz” demek zorundayız. Çünkü dağınık olursak sesimiz gür çıkmaz; ama tek ses olursak görmezden gelinmemiz mümkün değildir.

Önümüzde uzun ve meşakkatli bir yol var. Kimse kimseyi kandırmasın. Bu iş artık sadece direksiyon çevirmekten ibaret değil. Akaryakıt fiyatları ortada, yedek parça maliyetleri ortada, personel giderleri ortada. Aracını yenilemek isteyen esnafın karşısına çıkan tablo ortada. Gelir gider dengesi her geçen gün biraz daha bozuluyor. Bu şartlarda ayakta kalmak bile başlı başına bir başarı hikâyesine dönüştü.

Tam da bu yüzden başarı, bireysel kahramanlıklardan değil; ortak duruştan geçiyor. Aynı gemideyiz diyoruz ya, bu bir temenni değil, gerçeğin ta kendisi. Birimizin yaşadığı sorun, kısa sürede hepimizin sorunu oluyor. Bir hatta yaşanan kriz, tüm sistemi etkiliyor. Bir esnafın aracı yandığında sadece o değil, bütün hat yara alıyor. O yüzden artık daha fazla kenetlenmek zorundayız.

Gündemimizin en tepesinde iki büyük başlık var. İstanbul’da ÖTİS, Ankara’da mülkiyet meselesi. Açık konuşmak gerekirse, bu iki konu çözülmeden sektörün nefes alması mümkün değil. ÖTİS artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda, gelir modelinin güncellenmemesi esnafı her gün biraz daha köşeye sıkıştırıyor. Biz kimseyle kavga etmek için değil, ayakta kalabilmek için bu düzenlemenin yapılmasını istiyoruz. Çünkü sistem çökerse sadece biz değil, milyonlarca İstanbullu da etkilenir. Toplu ulaşım bir kamu hizmetidir ve bu hizmeti ayakta tutanların ayakta kalması gerekir.

Diğer tarafta Ankara’da mülkiyet meselesi var. Yıllardır direksiyon başında ömrünü tüketmiş insanların, alın teriyle ayakta tutmaya çalıştığı bir sistemin hukuki ve mali zemininin netleşmesi gerekiyor. Bu belirsizlik sürdükçe kimse önünü göremiyor, yatırım yapamıyor, geleceğe güvenle bakamıyor. İşte bu yüzden önümüzdeki hafta Ankara’da bir dizi görüşme yapacağız. Kapı kapı dolaşacağız, derdimizi anlatacağız, çözüm arayacağız.

Şunu herkes bilsin: Bu mücadele kişisel değil, toplumsaldır. Bu mücadele bir grubun değil, 3.041 otobüsün, binlerce şoförün, on binlerce aile ferdinin mücadelesidir. Direksiyon başındaki şoförün evine götürdüğü ekmekle, masasına koyduğu yemeğin mücadelesidir.

Elbette kolay olmayacak. Bürokrasi yavaş ilerler, süreçler sabır ister. Ama biz sabretmeyi de biliriz, mücadele etmeyi de. Yeter ki kendi içimizde ayrışmayalım. Yeter ki birbirimizi yıpratmak yerine omuz omuza verelim. Çünkü bizi asıl zayıflatan dışarıdaki zorluklar değil, içerideki dağınıklıktır.

Bugün kırgınlıkları bir kenara bırakma günüdür. “Benim listem, senin listen” demeyi bırakıp “bizim mesleğimiz” demenin günüdür. Eleştiri olacaksa yapıcı olsun, uyarı olacaksa çözümle birlikte gelsin. Çünkü bu sektör kimsenin kişisel vitrini değil; hepimizin ekmek teknesidir.

Son sözüm şudur: Biz bu süreci de aşacağız. Daha zor günleri geride bıraktık. Yeter ki bir olalım, diri olalım, tek ses olalım. Allah yardımcımız olsun. Emeği geçen, taşın altına elini koyan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bundan sonrası laf değil, icraat zamanıdır.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar