mercedes
Losev İlan
İstanbul
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
SEDAT ŞAHİN

SEDAT ŞAHİN

Mail: [email protected]

İstanbul Özel Halk Otobüsleri 2026’ya Giderken

İstanbul Özel Halk Otobüsleri 2026’ya Giderken

Görünüşe göre İstanbul’daki özel halk otobüslerini, ne yazık ki yine sıkıntılı, belirsizliklerle dolu ve esnafı zorlayan bir 2026 yılı beklemektedir. Milyonlarca liralık emek ve sermaye ile ayakta duran; binlerce kişiye doğrudan istihdam sağlayan; bankacılıktan otomotive, sanayiden yan sektörlere kadar geniş bir ekonomik zinciri besleyen özel halk otobüsleri, İstanbul toplu taşımacılığının ana omurgasını oluşturmaktadır. Yaklaşık 50 yıldır bu kente kesintisiz hizmet veren bu yapı, yalnızca bir ulaşım unsuru değil; ciddi bir kamusal değer ve büyük bir toplumsal emektir.

2026 Maliyet Toplantısı: Yönetmek mi, Dayatmak mı?

2026 yılı maliyet güncellemeleri kapsamında İETT ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla yapılan toplantıda ortaya çıkan tablo, sektör adına ciddi bir hayal kırıklığı yaratmıştır. 2021 yılından bu yana hak edişlerin zamanında ödenmemesi, ödemelerin 3–4 ay geriden gelmesi, artan finansman maliyetleri ve esnafın bankalarla baş başa bırakılması zaten ağır bir yük oluşturmuştur.

Buna rağmen 2026 yılı maliyet tablosundan; araç yenileme teşvikleri, köprü ve otoyol geçiş bedelleri, ölü kilometre ücretleri ve işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen birçok temel kalemin çıkarılması, teknik bir düzenleme olmanın ötesinde net bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Bu yaklaşımın sektöre verdiği mesaj açıktır: “Bu şartlarda da çalışacaksınız.”

Oysa yöneticilik; yalnızca masada hazırlanmış rakamları uygulamak değil, sahadaki gerçekleri görmek, sistemin bütününü ayakta tutacak çözümler üretmek ve toplam faydayı gözetmektir.

Bürokratik Yaklaşım ve Sahadaki Algı

Sorun yalnızca rakamlar değildir; sürecin yürütülüş biçimi ve sergilenen yaklaşımdır. Yönetici pozisyonunda bulunanların, temsil ettikleri kurumların sorumluluğunu kişisel reflekslerin önünde tutmaları beklenir. Geçmiş dönemlerde yaşanan tartışmaların ya da verilen hak mücadelelerinin bugünün karar süreçlerine gölge düşürmesi, kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Sahada oluşan algı ne yazık ki bu noktada zedelenmiştir. Kamu kurumlarının geçmişin yüklerinden arınarak; akıl, adalet ve kamu yararı ekseninde hareket etmesi hem kurumların itibarı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından hayati önemdedir.
Devlet kurumları kişisel yaklaşımlarla değil; kurumsal hafıza, vicdan ve akılla yönetilir.

Yöneticilik: Rakam Silmek Değil, Toplam Fayda Üretmektir

Gerçek yöneticilik; alınan kararların sahadaki karşılığını görmek, sistemin tüm paydaşlarına etkisini hesaplamak ve kısa vadeli tasarruf görüntüsü uğruna uzun vadede çok daha ağır maliyetler üretmemektir.

Bu noktada altı özellikle çizilmesi gereken bir gerçek vardır:
Maliyetten tasarruf olmaz.

Maliyetleri kâğıt üzerinde düşürmek, çoğu zaman yalnızca sorunu ertelemek ya da başka bir alanda daha büyük bir yük oluşturmak anlamına gelir. Asıl tasarruf; doğru planlama, verimli işletme ve sürdürülebilir bir sistem kurabilmektir. Bugün silinen her kalem, yarın çok daha ağır bir bedel olarak kamunun karşısına çıkmaktadır.

Bugün çok açık bir tablo vardır: Özel halk otobüsleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için ciddi bir maliyet avantajı sağlamaktadır. İETT’nin yaklaşık üç birim maliyetle sunduğu bir hizmet, özel halk otobüsleri tarafından yaklaşık üçte bir maliyetle üretilmektedir. Buna rağmen yalnızca özel halk otobüsleri üzerinden “tasarruf” arayışına gidilmesi, maliyet yönetimi değil; yükün tek bir alana yığılmasıdır.

Bakım–Onarım Maliyetleri ve Kamu Harcaması Gerçeği

Devletçi bir sorumluluk anlayışıyla şunun altını özellikle çizmek gerekir: Kamu kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması hepimizin ortak hassasiyetidir. Devletin bir kuruşunun dahi israf edilmemesi gerektiği konusunda duruşumuz nettir.

Ancak bu hassasiyetin yalnızca belirli alanlarda değil, tüm kamu harcamalarında aynı tutarlılıkla ele alınması adalet duygusunu güçlendirecektir. İETT’nin bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin kamuoyuna da yansıyan maliyetlerin; özel halk otobüslerinin kendi imkânlarıyla, çok daha sınırlı bütçelerle yürüttüğü bakım-onarım faaliyetleriyle birlikte değerlendirilmesi, daha adil ve gerçekçi bir karşılaştırma zemini oluşturacaktır.

50 Yıllık Emeği Yok Saymak Kurumlara Yakışmaz

Yaklaşık yarım asırdır bu şehre hizmet eden; krizlerde direksiyonu bırakmayan, pandemi dâhil her zor dönemde yükü sırtlanan bir esnaf grubundan söz ediyoruz. Bu emeği, bu birikimi ve bu fedakârlığı birkaç tablo kalemiyle yok saymaya çalışmak ne vicdanla ne de devlet geleneğiyle örtüşür.

Özel halk otobüsleri yalnızca bir işletme modeli değil; İstanbul’un toplu taşıma hafızasıdır.

Ortak Akıl Söylemi ve Gerçek Karşılığı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sayın Nuri Aslan’ın dile getirdiği “ortak akıl” vurgusu son derece kıymetlidir. Ancak bu söylemin sahadaki uygulamalara ve bürokratik karar süreçlerine de yansıması gerekmektedir. Ortak akıl; yalnızca ifade edilen bir niyet değil, masada ve uygulamada hissedilen bir irade olmak zorundadır.

Sert Değil, Haklı Bir Çağrı

Bizim kimseyle kişisel bir hesabımız yoktur. Devletin ve milletin menfaatini her şeyin üzerinde tutarız. Ancak aynı kararlılıkla emeğin korunmasını, hakkın teslim edilmesini ve adaletin tesis edilmesini de savunuruz.

Mevcut bakış açısı değişmediği sürece, 2026 yılının da özel halk otobüsü esnafı açısından zor geçeceği açıktır. İstanbul, günü kurtaran değil; sistemi ayakta tutan bir yönetim anlayışına ihtiyaç duymaktadır.

Özel halk otobüsleri ise bu şehrin yükünü 50 yıldır taşıyan asli unsurdur.
Bu emeği görmezden gelmek, İstanbul’a da devlete de yakışmaz.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar