Losev İlan
İstanbul
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
SEDAT ŞAHİN

SEDAT ŞAHİN

Mail: [email protected]

2026’ yılında Toplu Taşımada Kritik Eşik: Adalet, Liyakat ve Teknik Akıl

2026’ yılında Toplu Taşımada Kritik Eşik: Adalet, Liyakat ve Teknik Akıl

Malumunuz, mübarek Ramazan ayındayız; bu vesileyle Ramazanınızı tebrik ediyor, yaklaşan Kurban Bayramınızı ve Kadir Gecenizi de şimdiden kutluyorum. 2026 yılı, İstanbul’un toplu taşıma sistemi için bir dönüm noktası olabilir. Özel halk otobüsleri artık sadece bir maliyet kalemi değil; sözleşme güvenliği, kurumsal ciddiyet ve kamu gücünün hangi anlayışla kullanıldığı sorularının sınandığı bir alan haline gelmiştir.

İETT’nin 2026 maliyet yaklaşımı, verimlilik ve performans farklılıklarını yeterince dikkate almayan bir çerçeve sunmaktadır. Uzman bir bakışla bakıldığında, toplu taşımada üretim maliyeti, yolcu yoğunluğu ve hizmet çıktısı arasındaki denge kritik önemdedir.

Unutulmamalıdır: Toplu taşımada giderlerin büyük kısmı sabittir—şoför maliyeti, sigorta, bakım, amortisman… Gelir ise taşınan yolcu sayısına bağlıdır. Yoğun araç ile düşük yolcu taşıyan aracın ekonomik dengesi aynı değildir. Yüksek yolcu taşıyan işletme, sabit giderlerini daha geniş bir gelir tabanına yayar; birim maliyet düşer, sistem verimli çalışır. Bu teknik gerçeği görmezden gelmek, hem performans esasını zayıflatır hem de adalet duygusunu zedeler.

Performans Analizi: Toplu Taşımada Yolcu Kritik Parametredir

Toplu taşımada performans ölçümü, yolcu sayısı dikkate alınmadan yapılamaz. Bu, İstanbul için olduğu kadar, dünya genelindeki toplu taşıma uygulamalarında da evrensel bir ilkedir. Dünyadaki hiçbir uzman, yolcu verilerini ihmal ederek sağlıklı bir performans değerlendirmesi yapılabileceğini savunmamıştır.

Örnek olarak: aynı hatta 50 yolcu taşıyan araç ile 120 yolcu taşıyan araç arasında sabit giderler açısından fark küçük olabilir; ancak birim maliyet ve verimlilik açısından fark çok büyüktür. Yolcu sayısını dikkate almayan hesaplamalar, yoğun hatları haksız şekilde cezalandırır ve sistemin verimli çalışmasını engeller. Bu bağlamda, 2026 maliyet tablosu, teknik açıdan eksik ve yanıltıcı bir performans analizi sunmuştur.

Kamu Gücü Emanettir: Kişisel Algılara Yer Yok

Kamu gücü, bireylerin güç gösterisi alanı değildir; hukuki ve teknik bir emanettir. 2026 maliyet tablosu sürecinde bazı kurum yöneticileri eleştirileri kişisel algılamış ve teknik veriyi yeterince dikkate almamıştır. “Dün dündür, bugün bugündür” yaklaşımı, geçici siyasetin dili olabilir; devlet yönetiminin dili asla olamaz.

Devlet adabı, ilke ve tutarlılık gerektirir. Makamlar, kişisel güç gösterisi için değil; hakkaniyetli ve teknik karar üretmek için vardır. Ne yazık ki bazı yöneticiler, bu basit kuralı göz ardı ederek hem sistemi hem de esnafın emeğini zedelemiştir.

2026 Maliyet Tablosu: İyi Niyet Yetmedi

Belediyenin tüm siyasi ve bürokrat kadrolarıyla görüşülen 2026 maliyet tablosu, iyi niyete rağmen sonuçsuz kalmıştır. Esnafın açıkça zarar göreceği şekilde meclise taşınmış ve çıkarılmıştır. İETT ve Büyükşehir Belediyesi bürokratlarıyla yapılan görüşmeler, çalışanlar ve komisyondaki değerlendirmeler neticesinde de herhangi bir olumlu sonuç alınamamıştır.

Özel halk otobüsleri olmasa, araç yatırımı, finansman yükü ve işletme maliyetleri doğrudan kamu bütçesine binecek, kamu zararı çok daha yüksek olacaktı. Buna rağmen bazı üst düzey yöneticiler, bu temel gerçeği görmezden gelerek hem kamu kaynaklarını hem de esnafın emeğini riske atmıştır.

Hukuki yollarla haklarını arayan esnaf, sözleşmeye dayalı alacaklarını almak için mahkemeye başvurmuştur. Buna rağmen bazı yöneticiler, hukuka uygun olmayan ve bürokratik baskı uygulayarak yıldırma yoluna gitmiştir. Oysa bu süreci yaşayan yöneticilerin kendilerini sorgulaması gerekir: “Bu insanların haklarını neden zamanında vermedik?” ve “Sözleşmeye uymadığımız için neden dava açıldı?”

50 Yıllık Hafıza: Yarım Asırlık Hizmet

Özel halk otobüsleri yaklaşık 50 yıldır İstanbul’a hizmet ediyor. Nüfus artarken, hatlar genişlerken, krizler yaşanırken sistemin omurgalarından biri olmuştur; pandemi döneminde bile direksiyon başında durmuş bir esnaf gerçeği karşımızdadır. Bu yapı geçici bir organizasyon değil; kurumsal bir şehir hafızasıdır.

Kurum yöneticilerinin görevi, sadece mevkiyi savunmak değildir. Onlardan beklenen, kamu hukukunu korumak, kuruma ve sisteme yıllar içinde yatırılmış milyarlarca liralık emek ve sermaye sahibinin haklarını gözetmek ve kararlarında teknik, adil ve kurumsal bir perspektifi esas almaktır. Sadece günü kurtarmak veya dar perspektiflerle hareket etmek, hem şehrin hem de kurumun uzun vadeli verimliliğini zedeler. Kalıcı başarı, teknik akıl, liyakat ve adaletle sağlanır.

Adalet ve Liyakat Vazgeçilmezdir

Bu mesele kişisel değil; kurumsaldır.

Bu itiraz duygusal değil; teknik ve hukuki temellidir.

İdarecilerden beklenen:

                •             Gücü göstermek değil, adil olmaktır.

                •             Eşitlemek değil, hakkaniyetli değerlendirmektir.

                •             Eleştiriye “dün dündür” demek değil, teknik veri ve hukukla cevap vermektir.

Kamu gücü geçicidir. Makamlar değişir. Ama adaletle ve liyakatle alınan kararlar kalıcıdır.

Esnaf; emeğini, sermayesini ve onurunu korumaya devam edecek, hak arayışı hukuk çerçevesinde sürecektir. Liyakatli, teknik ve kurumsal sorumluluk sahibi yöneticiler, kurumdan ayrıldığında arkasında kalıcı bir değer ve hoş bir seda bırakır. Zorlayıcı ve adaletsiz yöntemlerle kalıcı başarı sağlamak mümkün değildir; adalet ve liyakatle yönetilen bir sistem ise sürdürülebilir ve değer üretir.

Bir kez daha, Ramazan ayınızı tebrik ediyor, yaklaşan Kurban Bayramınızı ve Kadir Gecenizi hayırlı ve huzurlu geçirmenizi diliyorum.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar