darusafaka
İstanbul
DOLAR17.8008
EURO18.1655
ALTIN986.88
LÜTFİ OKTAY

LÜTFİ OKTAY

Mail: [email protected]

ANKARA

ANKARA

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin bir süre önce Özel taşımacılara verdiği desteğin süresinin dolması ve süre uzatımı konusunda yeni bir meclis kararı alınmaması üzerine; Esnaf temsilcileri, meclis toplantısında pankart açmış ve destek konusunda yeni bir karar alınmaması durumunda mevcut tarife ve yolculuk gelirleri ile taşımacılığa devam edemeyeceklerini ve araçlarını seferden çekmek zorunda kalacaklarını bildirmişlerdir. Yöntem olarak doğruluğu tartışılır olmakla beraber bu haklı bir çığlıktır ve sadece Ankara değil, toplu taşımacılığın Özel Taşımacı eliyle yaptırıldığı bütün il ve ilçelerde karşılaşılan büyük bir sorun vardır. Bir süre öncesine kadar yolculuk gelirleri ile işletme giderlerini karşılayabilen Özel Taşımacılar son zamanlardaki ekonomik gelişmeler ve maliyetlerdeki fahiş artışlar sonucunda zarar etmeye başlamışlar ve destek almadan taşımacılığı sürdüremez hale gelmişlerdir.

Bu konuda bazı belediyeler özel taşımacılara yolcu başı, KM başı vs. destek vererek veya hasılatlarının taşınan yolcu sayısından bağımsız olarak belirleneceği şekilde sözleşmeler yaparak çözüm bulmaya çalışmakta, bazıları ise Özel taşımacılar zararına çalışmak zorundaymış gibi davranmaktalar.

Özel Taşımacı zararına çalışmak zorunda bırakılabilir mi? Toplu taşıma, yerel yönetimlerin su-kanalizasyon ve çöp toplama hizmetleri ile beraber vatandaşa sunmak zorunda olduğu en önemli üç Kamu Hizmetinden birisidir. Yerel yönetimlerin, kaynaklarını öncelikli olarak bu üç hizmetin ifası için harcaması, daha sonra çiftçiye tohum-mazot desteği vermek, öğrenciye burs vermek, öğrenci yurdu yapmak vb. toplum refahını arttıracak hizmetler sunması beklenir. Gerek 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ve gerekse 5393 sayılı Belediye kanunu Toplu taşıma yetki ve görevini münhasıran yerel yönetimlere vermiştir, yani toplu taşıma hizmetini sağlama görevi belediyelerindir. Ayrıca kanunlar belediyelere, toplu taşıma hizmetini özel taşımacılara yaptırma ve bu taşımacılara gelir desteği, sübvansiyon verme yetkisini de vermiştir. Belediyeler tarafından Toplu Taşımaya aktarılan kaynaklar Sübvansiyon olarak tanımlanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus Sübvanse edilen kesimin, Özel Taşımacılar değil yolculuk yapan vatandaşlar olduğudur. Evet, yerel yönetimlerin destek verme zorunluluğu yoktur fakat özel taşımacıya destek vermesinin önündeki engel de 25 Aralık 2021 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı torba yasanın 9. Maddesi ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa ve 10. Maddesi ile de 5393 sayılı Belediyeler Kanununa “kendilerinden izin veya ruhsat almak ya da hat kiralamak suretiyle kent içi toplu taşıma hizmeti sunan gerçek ve tüzel kişilere, nüfus, hattın uzunluğu ve kullanan yolcu sayısı gibi kriterleri esas alarak tespit edilecek hatlarda toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli yararlanan kişiler için gelir desteği ödemesi yapabilirler’’ hükmü ile ortadan kalkmıştır.

Yerel yöneticilerin düştüğü hata, Toplu Taşımanın kendi görev ve sorumluluğunda olduğunu unutmaları ve buradan oluşacak zararı özel taşımacıların üstlenmek zorunda olduğunu düşünme kolaycılığıdır. Özel taşımacılar verimli kaynak kullanmaları sebebiyle toplu taşıma işini kamuya nazaran çok daha düşük maliyetlerle yapmakta ve bir bakıma kamunun zararını azaltmaktadırlar.

Durum böyle iken düşük belirlenmiş Ücret tarifeleri sebebiyle zarar eden taşımacı esnafına destek vermeyerek iflasa sürüklemek iyi niyetli bir yaklaşım değildir. ABB başkanı Sayın Mansur Yavaş Twitter hesabından yaptığı paylaşımda belediye bütçesinden EGO’ya 2. 446 Milyon TL yardım yapıldığını, Özel Taşımacılara ise 130 Milyon TL destek verildiğini, buna karşılık İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu İstanbul’da Toplu Taşımaya yıllık 10.000 Milyon sübvansiyon yapıldığını açıklamıştır. Önce şunu açıklığa kavuşturmak gerekir ki EGO’ya yapılan kaynak aktarımını yardım olarak ve Özel Taşımacılara yapılanı da destek olarak adlandırmak doğru bir yaklaşım değildir. Bunlar, ucuz toplu taşıma hizmeti karşılığı katlanılması gereken hizmet zararıdır ki bu zaten belediyelerin asli görevidir. Bildiğim kadarıyla Ankara’da EGO’nun işlettiği araç sayısı 1600 civarında, Özel taşımacıların işlettiği araç sayısı ise 700 civarındadır. Bir an 700 Özel aracın olmadığını ve bunları da EGO nun işlettiğini düşünür ve basit bir orantı kurarsak, Mansur Başkan’ın EGO’ya yapması gereken yardım 2.446 Milyon yerine 3.516 Milyon olacak ve Özel taşımacıya verilen 130 Milyon yerine katlanılmak zorunda kalınacak maliyet (zarar) 1.070 Milyon olacaktır. Bu sebeple de Özel Taşımacıyı dışlamak, destekten mahrum bırakmak maddi olarak da doğru değildir.

Toplu Taşıma günümüzde büyük çoğunlukta Özel Sektör tarafından ifa edilmekte ve bu hizmetin zarar etmeden ifası artık mümkün görünmemektedir. Belediyeler açısından sorun yok, kamu kaynakları yine kamu hizmeti için harcanıyor ve aradaki eksi fark hizmet zararı olarak yazılıyor. Peki, Özel sektör bu işi nasıl sürdürecek? Taşıma esnafının, vatandaşlarımızın toplu taşınmasını cebinden finanse etmesini beklemek ne kadar doğru, görev kanunen belediyelerde iken zararı özel taşımacıya yüklemek ne kadar adaletli olur?

Ankara örneğinde olduğu gibi merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında siyaseten sürdürülen mücadele, dönüp dolaşıp esnafı vurmamalı. Sayın Mansur Yavaş ücretsizlerle ilgili kararın merkezi hükümet tarafından alındığını dolayısıyla bu konudaki destek ödemesinin merkezi hükümet tarafından yapılması gerektiğini savunuyor ve esnafın hak arayışını merkezi hükümete karşı yapmasını istiyor. Haklı olduğu hususlar var fakat unuttuğu bir şey de var ki; Ankaralının Toplu taşıma hizmetini sağlama görevi tamamen Ankara Büyükşehir Belediyesinindir. Ayrıca gelir-gider dengesizliğinin tek sebebi artık sadece ücretsiz taşımacılık değil artan maliyetlerdir ve çözüm de ücret tarifelerinin güncellenmesidir. Ücret tarifesini güncelleyemeyen belediyenin önünde tek çare vardır o da toplu taşımayı sübvanse etmek. Ankara’daki sorun şimdilik tatlıya bağlanmış ve araçlar çalışmaya başlamıştır fakat zihniyet değişmedikçe bu konuda belediyelerin toplu taşıma ile ilgili sorumluluğuna karşılık buradan doğacak zararın karşılanacağı kaynak net olarak kanunlarla belirlenmedikçe bu sorun temcit pilavı gibi devamlı önümüze çıkacaktır. Birkaç yıl sonra insanların akıllarında kalacak olan ise Ankara’da ulaşım ile ilgili yaşanan sorunlar olacak, kimse bunun sebeplerini sorgulamayacaktır.

Ankaralı ve genel olarak bütün özel taşıma esnafının imrenerek baktığı İstanbul modeli için şimdilik kısaca; İstanbul esnafının da zararına çalıştığı ve iflasın eşiğinde olduğunu söylemekle yetinelim.

Cefakâr Toplu Taşıma esnafına kazasız belasız hayırlı işler dilerim

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar