© Halk Ulaşım 2021

Dr. Sinan Havsalı :Tek Çare Toplu Taşımacılık

Trafik sorununun yeni yol ve kavşaklarla çözülemeyeceğini söyleyen Dr. Sinan Havsalı, tek çarenin toplu taşımacılık olduğuna dikkat çekti. Dr. Havsalı, Fransa’da toplu taşımacılığın finansmanının önemli bir bölümünün “Ulaşım Vergisi” yoluyla karşılandığını da belirtti.

Fransa, Türkiye’nin 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan değişim sürecinde çok önemli anlamlar ifade ediyor. Tanzimat Fermanı ile başlayan süreçte idari, askeri, eğitim, yargı ve sosyal alanda yapılan birçok reform Fransa örnek alınarak yapılmış. Biz bu röportajımızda Fransa’da kentiçi ulaşım konusunda yapılan düzenlemeleri biraz daha yakından incelemek istedik. Ulaşım ekonomisi konusunda dünya çapında önemli bir isim olan ve ulaşım alandaki çalışmalarını uzun yıllardır Fransa’da sürdüren Dr. Sinan Havsalı sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

Röportaj: Şeref KILIÇLI

Fotoğraflar: Abuzer TAŞTAN

ULAŞIM PLANI ZORUNLU

Fransa’da kentiçi ulaşımın temelinde nasıl bir idari anlayış var ?

Fransa’da 100 bin nüfus üzeri bütün şehirlerin ulaşım planı yapma zorunluluğu var. Bu kanunla getirilmiş olan bir zorunluluk. Buradaki ana hedefler; hava ve gürültü kirliliğiyle mücadele etmek, enerji verimliliği ve toplu taşımacılığı teşvik etmek. Nüfusu 100 binin üzerindeki şehirlerde her belediye ulaştırma planı yapmakla mükelleftir. Bu planlar genellikle 1 veya 1,5 senede oluşturuluyor; planlar yapılırken sivil toplum kuruluşlarının da görüşü mutlaka alınıyor. Ulaşım planının getirdiği bir zorunlulukta şu; plan yapıldığı vakit özel araçla seyahat yüzdesi hesaplanıyor ve o yüzdeyi aşağıya çekmeyi hedefleme zorunluluğu var. Fransa’da bugün mesela özel araçla şehirlerde seyahat miktarı yüzde 65-70 arası, toplu taşımacılık payı yüzde 10-15 arasında, yaya yüzde 20-25 arası, bisiklet payı yüzde 1, motosiklet payı yüzde 2 civarında. Tabi bu oranlarda Paris şehrini ayrı tuttuğumu belirtmeliyim.

Neden “Paris hariç” diyorsunuz ?

Paris hariç diyorum çünkü Paris’te toplu taşımacılık oranı diğer şehirlere göre oldukça yüksek; yüzde 22-23 civarında. Bu metro sisteminin çok gelişmiş olmasından kaynaklanıyor; ikinci etken ise; Paris’in merkezinde büyük park sorunları var. Paris’in merkezinde otursanız dahi arabanızı park ettiğinizde park ücretleri çok yüksek. Bu bakımdan zaten Paris’in merkezinde oturan insanların büyük bir kısmının aracı yok çünkü park masrafları ayda yaklaşık 200-250 Euro’yu buluyor ve bu ciddi bir rakam. O bakımdan park sorunu sayesinde de özel araç sayısında azalma var. Zaten bugün şehirlerde eğer ulaşım sorununu çözmek istiyorsanız birincisi; toplu taşımacılığı geliştirmeniz lazım, ikincisi de park sorununu halletmeniz lazım.

PLAN BEŞ YILDA BİR YENİLENİYOR

Fransa’da ulaşım planlarını belediyeler, yapıyor, sivil toplum kuruluşlarından görüş alıyor, sonra hangi bakanlıklardan destek alıyor?

Ulaşım planlarını takip eden üç bakanlık var; ulaştırma bakanlığı, çevre bakanlığı ve maliye bakanlığı. Ulaşım planları oluştuktan sonra yürürlüğe girebilmesi için bu üç bakanlık bir komisyon oluşturuyor ve belediye bu komisyona ulaşım planının taslağını veriyor. Komisyon iki ay müddetle bu yapılmış olan çalışmayı inceliyor, bir ay süresince de anket yapıyor, yani sizin şehirde oturan bir vatandaş olarak, gidip bu ulaşım planı taslağını inceleyip yorum yapma hakkınız var. Bu komisyon bir ay süresince de verilen dilekçeleri inceliyor ve ona göre karar veriyor. Komisyon olumlu rapor verirse, o zaman ulaştırma bakanlığı, çevre bakanlığı ve maliye bakanlığı da “Bu ulaşım planı uygulanabilir” diye karar veriyor. Ulaşım planları beş senelik planlardır, beş sene içerisinde belediye bu ulaşım planını tekrar yenilemek ve o beş sene süresince yapılmış olan çalışmalarla ilgili rapor vermek zorundadır.

BAŞARISIZA CEZA, BAŞARILININ ÖDÜLÜ VATANDAŞTAN

Ulaşım planlarının başarılı olmasının ne gibi kriterleri var?

Mesela özel araç ile taşıma oranı yüzde 65 ise ve beş sene sonra bu oran yine yüzde 65 ise, ulaşım planı başarısız oluyor; o zaman cezalandırma kuralı var, yani para cezası var. Mesela bugün Fransa’da bakanlık ile belediyeler arasında bu para cezası uygulaması var. Ayrıca, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun belediyelere verdiği cezalar var. Mesela Avrupa Ekonomik Topluluğu şehirlerdeki hava kirliliği ile ilgili kriterleri belirlemiş vaziyette. Eğer siz üç sene içerisinde bu belirlenmiş olan miktarların üzerine çıkarsanız Avrupa ekonomik topluluğu sizi para cezasına çarptırıyor ve belediye olarak o parayı Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ödemek zorundasınız. Yani, bu gibi şeylerin başarılı olabilmesi için para cezasının ve baskının olması şart.

Peki ulaşım planı başarılı olursa ödül var mı?

Ödül yok. Ödül başarılı olduğunda belediye başkanının bir dahaki seçimde tekrar seçilmesidir, ödül budur. (Gülüyor)

YENİ KAVŞAK VE YOLLARLA TRAFİK SORUNU ÇÖZÜLMEZ

Türkiye’de kentiçi trafik sorununa baktığınızda, çözümü için yapılan çalışmalarda dikkatinizi ne çekiyor?

Mesela, halen İstanbul’da da “yeni yollarla trafik sorunu belki çözülür” diye düşünce var, “Daha fazla yol yapalım, daha fazla kavşak yapalım.” deniliyor. Bugün artık yeni yollarla trafik sorununu çözmek imkânsız. Mesela ben size Marsilya’dan bir örnek vereyim; Marsilya’nın merkezine trafiği rahatlatmak için 2,5 kilometrelik bir tünel yapıldı. O tünel çalışmaları yapılırken belediye başkanı halk ile sohbetlerinde; “Hiç merak etmeyin, bütün trafik alttan geçecek üst tarafta trafik azalacak, yollardan trafik akışı gayet düzenli olacak” diye konuşmalar yaptı. O tünel açıldı, ilk aylar hakikaten üstteki trafikte bayağı bir azalma oldu fakat üç sene sonra trafik yine eski sıkışık haline döndü.

Bütün yollar toplu taşımacılığa çıkıyor o zaman?

Başka çare yok, başka çözüm yok; tek çare toplu taşımacılık.

TOPLU TAŞIMACILIKTA SÜBVANSE GEREKLİ

Toplu taşımacılığa daha fazla insanı çekebilmek için nelere dikkat edilmeli?

Toplu taşımacılığa her zümreden insanı çekebilmek için, toplu taşımacılık araçlarının gayet modern ve konforlu olması lazım. Hareket saatlerine riayet etmesi lazım, ayrıca insanları balık istifi gibi götürmemeniz lazım. Bir diğer önemli faktör; tabi ki fiyat faktörü. İnsanları çekebilmeniz için fiyat olarak da teşvik gerekliliği var, yani sübvanse edeceksiniz. Zaten Bugün Fransa’da toplu taşımacılık ağının masrafların yüzde yirmisi biletten almış olduğunuz parayla karşılanıyor, yüzde sekseni de tamamen başka yollarla karşılanıyor.

İŞLETMELERE ULAŞIM VERGİSİ

Toplu taşımacılığın finansmanı başka yollarla nasıl karşılanıyor?

Başka yollardan derken; o yüzde seksenin, hemen hemen yüzde doksanı işletmelerden alınan “ulaşım vergisi” yoluyla karşılanır. Fransa’da on kişinin üstünde çalışanı olan işletmeler ulaşım vergisi öderler. Bu vergi işletmenin dağıtmış olduğu maaş miktarının yüzde biridir. Şehirde metro ve tramvay varsa bu oran yüzde ikiye kadar çıkabilir

Ulaşım vergisini özel işletmeler gibi, kamu işletmeleri de veriyor mu?

Evet, kamu işletmeleri de veriyor, üniversiteler, hastaneler yani herkes veriyor. On elemanın üzerinde eleman çalıştıran her işletme vermek zorunda. Belediyeler de bunu ulaşım sektörüne aktarmak zorunda. Ulaştırma vergisini maliye bakanlığı toplar, belediyelere aktarır ve takibini de yapar. Belediyelerin ulaşım için en büyük gelirleri budur.

Bahsettiğiniz ulaştırma planları Fransa’da ilk olarak hangi yıl yapılmıştı?

İlk kanun 1982 yılında çıkmıştı. İlk mecburi ulaştırma planları ise 1996 yılında başladı. 30 Aralık 1982 yılında çıkan kanunun ismi " La loi d'Orientation des Transports - LOTI". Bu kanun 100 bin nüfus üzerindeki şehirlerde ulaşım planlarının yapılması gerekliliğini öne çıkardı. 30 Aralık 1996 yılında çıkan "Hava Kirliliği ve Enerji Verimliliği Kanunu" ( La loi sur l'air et l'utilisation rationnelle de l'energie - LAURE - ), şehir ulaşım planlarını mecburi kıldı. 13 Aralık 2000 yılında çıkan "Yerleşim Alanlarını Yenileme ve Dayanışma Kanunu" ( La loi relative à la solidarité et renouvellement urbains - SRU ), şehir ulaşım planlarının zorunlu etkinliğini arttırdı ve bu planların şehir imar yönetmelikleri ile bağımlılığını geliştirdi.

ULAŞIM VERGİSİ KIYAKÇILIĞI ÖNLEDİ

Ulaşım vergisi de 1982’deki kanunun içinde miydi?

Evet, 1982’deki kanunda vardı. 1994-1995 yılları arasında da ulaşım vergisi alınmaya başladı ve o sayede belediyeler ulaşım konusunda hakikaten bir hamle yaptılar. Eskiden Türkiye’deki gibi, maliye bakanlığı belediyelerin ulaşım projelerine para verirdi. Tabi o zamanlar eğer iktidardaki sağ partiyse sağ belediyelere daha çok kaynak verilirdi, iktidarda sol parti varsa sol belediyelere daha çok kaynak verilirdi, politika her yerde aynıdır yani. Ulaşım vergisi o meseleyi de çözmüş oldu.

FRANSA’DA YÜZDE 85 ÖZEL SEKTÖR

Fransa’da toplu taşımacılık işletmeciliği kamu mu, yoksa özel sektör tarafından mı yapılıyor?

Toplu taşımacılık belediye tarafından organize edilir fakat işletmesi genellikle özel sektöre veriliyor. Belediye sekiz, on veya on iki seneliğine ihale açarak özel sektöre veriyor. Bu ihaleler açıldığı vakit belediye hatları belirliyor, nereden nereye otobüs gidecek, duraklar nerede olacak, kaç dakikada bir otobüs kalkacak onu belirliyor. Belediye bu ihalelerde diyor ki; “ İşte vereceğim ücret şudur” onun karşılığında özel firma da fiyat teklifini veriyor. Ancak belediye; “Eğer yolcu miktarını artırırsan ben sana ek bir prim veriyorum” da diyebiliyor. Bu da toplu taşımacılığı teşvik etmek açısından genellikle tatbik edilen bir şeydir. Tabi belediye hizmeti özel sektörden satın alıyor ama kontrollerini de yapıyor. Sistem şu şekillerde de uygulanıyor; bazı belediyelerde araçlar belediyeye ait işletmesi özel sektöre, bazı belediyelerde ise belediye ihaleyi açıyor aracı özel firma alıyor, işletmesini de özel firma yapıyor, bazı belediyelerde ise mesela Marsilya’da toplu taşımacılığı belediye kendisi yapıyor, ihale açmıyor. Ancak genel olarak bakıldığında, Fransa’da bu iş yüzde 85 özel işletmecilik ağırlıklı olarak yapılıyor.

Özel sektör işletmeciliğine metrolar da dahil mi?

Tabiî ki, metrolar da, tramvaylarda özel sektör işletmeciliğine dahil.

Peki, toplu taşımacılığı özel sektörün işletme sürecinde sorunlar oluştu mu?

Ulaşım sektöründe şöyle bir sorun oluştu; Fransa’da ihale açıldığı vakit en fazla üç firma teklif veriyor. O bakımdan belediyelerde “Bunlar aralarında anlaşıyorlar” korkusu var. Şu son bir seneden beri birçok belediye bu işi tekrar kendisi yapma konusunda çalışma yapıyor. Mesela; Nice belediyesi. Nice Belediye Başkanı eskiden Sarkozy’nin hükümetinde bakandı, yani liberal ekonomiye yakın olan bir görüşe sahip bir kimse. O dahi bundan üç ay önce bir demeç verdi ve dedi ki; “Bir daha ki sefere bu işi Nice Belediyesi kendisi yapacak”

Sizce bu sorunun temelinde ne var?

Avrupa’da son on beş senede kamu sektörünün ekonomideki payı çok düştü ve devletin gücü çok azaldı. Bu bakımdan gerek belediyeler olsun, gerek bakanlıklar olsun kontrol görevlerini tam anlamıyla yapmıyorlar, yani ihaleyi bir şirkete veriyorlar fakat ondan sonra şirketin denetlemesini iyi yapmıyorlar. Bence özel sektörün başarılı olabilmesi için çok iyi bir denetleme her zaman şart, bu böyledir. Siz eğer her ne kadar iyi bir insan olsanız dahi sizi kimse kontrol etmezse, 10 dakikada bir otobüs geçireceğiniz yerden, 15 dakikada bir geçirebilirsiniz, yani bir otobüs ekonomisi yapmış olursunuz ama anlaşmayı da ihlal etmiş olursunuz.

Yani işin mihenk taşı denetlemeyi iyi yapmak diyorsunuz?

Bize, bazı bölgesel belediyeler kontrol görevi verdiler, gidip böyle olayları da tespit ettik. Ben özel sektör taraftarıyım, yani özel sektöre karşıt bir tutumum yok fakat özel sektörün başarılı olabilmesi için karşısında kamu sektörünün de başarılı olması lazım. Bunun için denetleme çok önemli.

İNDİRİMLERİ BELEDİYE KARŞILIYOR

Türkiye’de şehiriçi toplu taşımacılıkta son günlerin en çok tartışma konularından birisi de 65 yaş üstü vatandaşların ve engelli vatandaşların ücretsiz taşınması. Bu sistem Fransa’da nasıl işliyor?

Bu tamamen belediyelere ait bir karar. Bazı belediyeler mesela işsizlere bedava seyahat imkânı veriyor, bazı belediyeler 70 yaş üzeri vatandaşlara bedava toplu taşımacılık hizmeti veriyor, bazı belediyelerde ise toplu taşımacılıkta ücret yoktur, parasını tamamen belediye karşılıyor.

Yani toplu taşımayı yapan özel işletme kimi taşırsa taşısın parasını devletten alıyor?

Zaten özel işletme belediyeyle anlaştığı vakit yolcu sayısı üzerinden anlaşmıyor; “Ben şu hatta şu kadar dakikada şu kadar araç geçireceğim, günde de şu kadar kilometre yol kat edeceğim, benim istediğim fiyat şudur” diye teklif veriyor. Yolculardan alınan bilet parasında ise; özel firma o parayı alıyor, belediyenin kendisine ödeyeceği miktardan düşüyor.

Özetle; Fransa’da kentiçi toplu taşımacılık hizmeti; sağlık, eğitim, güvenlik gibi öncelikli kamu hizmeti olarak görülmüş, finansmanı da yerel idarelere bırakılmış. Sistem de ağırlıklı olarak hizmeti özel sektörden satın almak şeklinde işliyor?

Evet, sistem aynen bu şekilde işliyor.

FRANSA’DA MİLAT 1 0CAK 2015

Türkiye’de toplu taşıma araçlarının engelli taşımaya uygun hale getirilmesi süreci 2005 yılında çıkan bir kanun ile başlamıştı. Süreç halen işliyor ve 2015 yılında da tamamlanması öngörülüyor. Fransa’daki durum nedir?

Fransa'da da 2005 yılında çıkan bir kanun toplu taşımacılık araçlarının ve duraklarının engellilere uygun hale getirilmesi zorunluluğunu getirdi. En geç 1 Ocak 2015'de bütün araçların ve durakların kanunun belirttiği düzenlemelere uymak zorunluluğu var.

BÜTÜN KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZEL SEKTÖRDE

Türkiye’de köprü ve otoyolların özelleştirilmesi de gündemde. Fransa’daki sistem nasıl?

Bugün Fransa’daki bütün otoyollar özel sektörün elinde.

Yani devletçi ekonominin anavatanı Fransa’da bütün otoyolları özel sektör işletiyor?

Tabi ki! İhaleler açıldı ve otoyollar belli bir süre için özel sektöre devredildi. Ancak otoyol işletmecisi firmalar yeni projeler geliştirirlerse onu devletle konuşuyorlar, devlet olumlu bulursa, diyelim ki ihale 25 seneliğine verilmişse; devlet yeni projenin karşılığı olarak o süreyi uzatabiliyor.

Türkiye’de bu konu tartışılmaya başlandığı zaman sisteme uzaydan gelmiş gibi bakanlar da olmuştu. Özel sektörün eline geçtiğinde fiyatların uçacağını bile söylediler?

Fransa’da otoyol fiyatlarını devlet kontrol ediyor, özel sektör her sene bir teklif veriyor, bakanlık onu değerlendiriyor. Tabi fiyatı artırmak istediğinde gerekçesin de bakanlığa sunmak zorunda. Fransa’daki otoyolların kalitesi bugün hakikaten muhteşem durumda. Hizmet de, kalite de arttı.

Dr. Sinan Havsalı Kimdir1974 yılında yüksek tahsil için Fransa'ya gitti ve Aix-Marsilya Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nden 1978 yılında mezun oldu. Aynı fakültede “Ulaşım Ekonomisi” konusunda Fransız Hükümeti bursu ile doktora çalışması yaptı ve 1981'de doktorasını verdi. 1979-1985 yılları arasında Aix-Marsilya Üniversitesi’nde araştırmacı ve asistan olarak görev yaptı. 1985-1989 yılları arasında Dünya Bankası’nın verdiği görev çerçevesinde, Afrika'da, Fildişi Sahilleri Cumhurbaşkanı’nın ulaştırma danışmanı olarak çalıştı. 1989-1991 yılları arasında, çalışmalarını İsviçre’de sürdürdü. 1991 yılında Fransa'ya döndü ve ulaştırma konularında mühendislik ve danışmanlık hizmeti veren bir şirket kurdu. Fransa ve çeşitli ülkelerde; belediyelere, devlet karayollarına, bölgesel idarelere, otoyol-toplu taşımacılık-liman-hava meydanı işletme şirketlerine, alış-veriş merkezleri, inşaat ve yönetimlerine, toplu konut inşaat firmalarına, trafik ve park düzenlenmesi, toplu taşımacılık, yol, otoyol, toplu taşımacılık yolları, yaya ve bisiklet yolları gibi konularda, proje, mühendislik ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER