© Halk Ulaşım 2021

Değişim İçin KDV Muafiyeti Şart!

Vatandaş için konforlu ulaşım için düzenli araç değişimi şart olduğu dile getiren Yeni İstanbul Halk Otobüsleri Başkan Yardımcısı Selahattin Yıldırım “halk otobüs alımlarında KDV muafiyeti şarttır. Çünkü biz halka hizmet adına bu araçları alıyoruz. Ödediğimiz KDV’yi yeni vergilendirme sebebi ile düşemiyoruz. Halk için halk otobüslerine KDV muafiyeti bekliyoruz” dedi.

Halk Otobüslerini nasıl tanımlarsınız?

Bizler bu sektöre ömrümüz adadık. Dededen babaya ondan evlada geçen bu meslek erbaplarıyız. Yıllar içinde kazanılan tecrübeler ile bu şehre hizmet sunuyoruz. Bizden daha iyi, sürdürülebilir ve liyakatle bu işi yapacak kimse olamaz. Şahsen ben muavinlik, biletçilik, şoförlük yaparak 1987’den beri bu sektöre hizmet verdim. 2014 yılından bu yana da esnaflarımızın takdiri ile yöneticilik yapmaktayım. Ömrümüz İstanbul yollarında geçti. Yaşayarak öğrendik bu mesleği.

İstanbul’da ilk olarak 837 halk otobüsü ile hizmete başladık. O zamanlar sadece bir derneğimiz vardı. Sonrasında ise merkez şirketler olarak 3 çatı altında birleştik. Devamında aynı statüde yapılan süresiz ihaleler ile sayımız 2111’e çıktı. Böylesi büyük bir filo ile yıllarca İstanbul halkına imkanlar dahilinde en güzel hizmeti sunduk. Ancak Büyükşehir’in 2011 yılında aldığı karar ile kiralama usulüne dayalı araç artışına gidildi. Bu süreçte ise sektöre yabancı sayısız aktör sisteme dahil oldu. Daha verimli olacağı inancı ile kurulan bu yapıya karşılık aslında halk otobüslerinin başarısı öne çıktı.

Bu meslek tecrübe ile kalite sunar. Bu tecrübe de halk otobüslerinde mevcut. O sebeple diyoruz ki biz bu İstanbul’un gerçeğiyiz ve en iyisini sunarız yeter ki sektörün önü tıkanmasın!

Önünü tıkamaktan kastınız nedir?

Otobüsün Tekeri, Fabrikanın Vergisi

Sistemin sürdürülebilir olması için gereksinimler vardır her işte olduğu gibi. Bu gereksinimler merkezi yönetim veya yerel yönetimi ilgilendiren konular olabilir. Sektör mensupları hizmeti karşılında bu aksaklıkların giderilmesini bekler ki; kaliteli, konforlu, güvenli ve sürdürülebilir hizmeti sunabilsin. Aksi halde aksamalar ve hatta sistemin sürdürülemez süreci en başta vatandaşa ve bizleri yönetenlere zarar verir.

Zarar eden işletme hizmete devam edebilir mi? Yapılan fiil karşısında gerekli kazanımı, giderlerin ve kazancın sağlanabilmesi önemlidir. Örneğin Büyükşehir’den gelen ödemelerin düzenli olması esnafımız için elzemdir. Aracın yakıt, bakım, personel ve hatta kredi ödemeleri bu gelen para ile karşılanmaktadır. Ödemelerin aksaması; esnafa haciz, aracın bakımsız, şoförün kaçması gibi sayısız riski bünyesinde barındırır. Peki bunun zararı kime? Esnafın yaşadığı durumlar dışında başta vatandaş ve sorumlu olduğumuz yerel ve merkezi yönetim zarar görür. Çünkü bu toplu taşıma her sektöre hizmet sunuyor. Araçların çalışamaması demek; okullar, fabrikalar, dükkanlar, turizm dahi zarar görür. Yakıtını alamayan bir otobüs, ay sonunda vergisini ödeyemeyen bir fabrika demek aslında! Vergisini fabrika ödeyemez ise merkezi yönetimden yerel yönetime de para gelmez demektir.

Sizde derginizde hep diyorsunuz “şehirlere hayat vereniz biz” gerçekten. Bazen bunun unutulduğunu düşünüyorum.

Maliyetler çok uçtu!

2022 yılında öngörülemez bir enflasyon ile karşı karşıya kaldık. En ufak bir bakıma otobüslerimiz girdiğinde 10.000TL tutuyor. Motor, şanzıman gibi durumlarda 100.000’i zaten gözden çıkarıyoruz. Geç gelen ödemelerden öte zaten ne kazanıyoruz ki? Gün geçtikçe sorunlar daha ağır oluyor. Bir araç değişimi üç buçuk milyon TL yatırım demek. Finansman maliyeti ise zaten ayrı bir yük. Krediler bile 12 aya inmiş durumda. Aracınızı satıp yenisini alsanız bile aylık 200-300 Bin TL taksit ödemeniz gerekir. Biz o kadar fatura bile kesmiyoruz.

Araçlarımız birçok kalemde ücretsiz taşıma hizmeti sunuyor. Bunların önemli bir bölümü de hükümet kaynaklı. 65 yaş, engelli, şehit ve gazi yakınları, emniyet mensupları, AFAD personeli gibi. Alçak tabanlı, son teknolojik donanımlara sahip ve konforlu bu otobüsleri alırken ise devletimizden bir destek görmek isteriz.

Biz hasılata dayalı KDV sistemine geçtik. Bu sebeple giderlerimizi oluşturan KDV’leri düşemiyoruz. Geçmiş yıllarda araç alımında ödediğimiz KDV’yi aydan aya düşmekteydik ve dolaylı olarak geri kazanmış oluyorduk. Oysa yeni sistem ile bu mümkün değil! Ödediğimiz tüm KDV geri gelmeksizin gidiyor. Şuan bir araç alımında 600.000 TL’ye varan bir KDV ödüyoruz. Bunun finansal maliyetini de mevcut krediler ile düşündüğümüzde devasa bir rakam.

Hükümetimizden bu seçim sürecinden bir müjde olarak KDV muafiyeti bu sektöre bekliyoruz. HO plakalı araçlar için 5 yılda bir KDV muafiyetli araç alım hakkı tanınabilir. Bu sayede başta İstanbul olmak üzere yurt genelinde hızlı bir değişim süreci sağlanabilir. Çünkü şuan filolar çok eskidi ve eski filolar da sefer verimliliğini düşürmekte. Hasılata dayalı KDV sisteminin de devamı ve sürekliliğine katkıda bulunur böyle bir düzenleme.

Sistemin sağladığı eşitliği nasıl değerlendirirsiniz?

Oluşan eşitliğin adaletine bakmak lazım

Yeni İstanbul Halk Otobüsleri şirketinin hatlarına baktığımızda genel olarak merkez bölgeler. Bu hatların özelliği ise yolcusu yoğun ve trafiği fazla olması. Araçlarımız uzun süreler harcamakta trafikte. Aynı zamanda KM başı yolcu sayısı da oldukça yüksek.

Yolcuğun yoğun, trafiğin sıkışık olduğu bu hatlarda; araçlarımız fazla yıpranıyor, şoförlerimiz çok yoruluyor ve yakıt tüketimimiz ortalamanın üstünde oluyor. Bu kriterler dikkate alınmadan herkes eşit olsun demek aslında eşitsizlik oluyor. Şuan araçlarımızda çalışacak şoför bulamıyoruz. Merkez hatlarda çalışan araçlar için şoför sıkıntısı mevcut. Çünkü zorlu koşullarda aynı maaş ile kimse çalışmak istemez. Keza bu bölgelerde oturan şoförlerin diğer bölgelere kıyasla; kira, market, manav gibi giderleri de daha yüksek. Çünkü şehir merkezinde her şey pahalı. Buna karşın burada mücavir alanlar ile aynı değerlendirmeye tabi olmak eşitlik olarak kabul edilemez.

Araçlarımız çok daha fazla yıpranıyor. Buna paralel olarak bakım maliyetleri de diğer bölgelerde çalışan araçlara kıyasla daha yüksek. Bir arabaya en çok zarar veren dur kalk yapmaktır. Bizim araçlar yeri geliyor koca bir günü üçüncü vitesi görmeden bitiriyor. Keza yakıt tüketimi de aynı şekilde maliyeti karşılayamaz oluyor.

Tüm bu durum dikkate alındığında merkez şirketler olan Yeni İstanbul, İstanbul Halk Ulaşım ve Özulaş ayrı bir hesaplamaya tabi olmalıydı. Ya katsayılar ya da kar payları ayrı düzenlenmeli. Aksi halde bu eşitlik adaletsizliğe sebep olacak. Esnaflarımız merkez hatlarda artık çalışmaya gönülsüz. Şoförlerimiz de çalışmak istemiyor. Trafik ve yolcu yoğunluğu sebebi ile şoförlerimize çok fazla saldırı oluyor. Keza aynı şekilde şikayetlerde. Oysa sebebin temelinde yatan ise zorlu koşullar ile trafik ve yolcu yoğunluğu var. Birçok şikayetin ana sebebi şoförlerimiz değil. Aslında bu veri bile merkez hatların zorluğu ve maliyet farkını gösteriyor.

Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve İBB ile İETT yönetiminden yeni sözleşme sürecinde bu duruma da bir çözüm sunmalarını bekliyoruz. Sistemin kalıcı, adil ve eşit bir yapıya kavuşması adına bu gerekli. Sonuçta sistemin eksikleri uygulama başlamadan test edilemezdi. Yaklaşık 2 yıldır test edildi ve görüldü. Şimdi eksikleri gidermek gerek.  

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER